Aziz AYKAÇ/Pergel - Van Times
Bu türkünün makamı hiç de hoşuma gitmedi.
Ileri sürülen gerekçelere inanmadım, masumluk kabuğuna çekilmeyi de samimi bulmadım. Bunlar çokça anlatılan demode olmuş hikâyeler, uyutucu ninnilerdir galiba.
Olan biten birşeyi inkâr etmek, savunmak, gizlemeye çalışmak, bunların faillerini korumak ağır vebal olur sanırım. Üç-beş kişiyi değil, bu kentte yaşayan bir milyon insanı savunmak daha evladır diye düşünüyorum.
Ilimiz bir süreden beri at, eşek, domuz ve bufalo etleriyle gündemde sıcak yerini koruyor. Fısıltı gazetesi gün boyunca bunları konuşuyor. Şu lokantada, bu kasapta, diğer yolda, öbürsü ilçede bu etler bulundu, el konuldu deniliyor.
Manzara bu durumda iken bizim Binbir Ada, Vakıf, Dernek Başkanı Abidin Kasapoğlu'muz kalkmış, hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yokmuş gibi konuşmuş. Ne demiş Kasapoğlu? Hep birlikte bakalım;
"Ben gençliğimden beri bu işi yapıyorum. Kasaplar at, eşek eti kesiyor diyorlar. Bazı lokantacı esnafa da haksızlık yapılmış. Şimdi bir kere, kesmek isteseniz hani atı, eşeği nerde bulacaksınız? At, inekten de koyundan da daha pahallıdır. Atın tanesi en aşağı 1000 TL para yapıyor. Atı eşeği kim bulmuş, o garibanlar kessin. Hem kesse bile etleri belli olur, millet de bunu hemen anlar. Normal kesilen ineğin, koyunun bileğinden başlar ta gövdesine kadar hepsi et. Ama eşeğin, atın öyle değil. Bacakları falan hep incecik, zayıf ve eti de zaten gövdeden başlıyor. Ben buradan halkımıza sesleniyorum. Zaten hayvancılık bitmiş, herkes zarar ediyor. Bu sektörde ayakta durmaya çalışan diğer esnafımıza da haksızlık yapıyorlar. Gidin lokantaya gönül rahatlığıyla yemeğinizi yiyin, gidip kasabınızdan eti rahatlıkla alın. At veya eşek eti tek bir yerden çıkarsa, Van'da böyle bir şey olduğunu duyarsam, alır eşimi bu memleketten giderim. Van'ı terk ederim. Bu yaşıma kadar böyle bir şey ne gördüm, ne de duydum. Ama böyle bir şey olursa, ben de bırakır giderim, bu memlekette daha fazla yaşamam" diye konuşmuş.
Haydi oradan sen de.
Bu kentte komşu ülkelerden getirilen bufalo, domuz etleri de var, kaçak kesilerek bu halka resmen satılan at ve eşek eti de var. Hem de defalarda bulunmuş, yakalanmış ama üstü örtünmüştür.
Kasapoğlu'nun haberi yoksa bilgilensin bari. Mübarek Ramazan ayında bile din-iman diyerek halkın din, inancını sömüren, bunu çıkarına alet eden ilimizdeki büyük bir markette domuz eti ele geçirildi. Ama sahipleri mübarek tabakasından olunca, iş hasıraltı edildi. Ben o zaman da yazmıştım.
Daha kısa günler önce yine Van halkı tarafından rağbet gören bir büyük markette yine eşek eti ele geçirildi. Eti satan da, bu markete eti sağlayan da bilindi, tespit edildi. Ancak yine üst ve ayrıcalıklı tabakasından olmaları yüzünden paçayı ucuz sıyırmış oldu.
Kentin en namlı bir lokantasında, en tanınmış bir lahmacuncu mutfağında eşek, at eti yakalanmadı mı geçtiğimiz günlerde? Bunu Sayın Abidin Kasapoğlu duymadı mı? Hem duydu, hem de aracı olup işi oluruna getirdi.
Şimdi kalkıp nereye gidecek acaba?
Aman gitmesin. Sonra biz Van halkı onsuz nasıl yaşayabiliriz ki? Bunca oda, vakıf, derneği kim yönetecek ki?
Abidin Kasapoğlu gelsin bana, ona nerede, nasıl at, eşek eti satıldığını, geçmiş günlerde buralarda ne gibi dümenlerin döndüğünü söyleyeyim, öğrensin bari.
Valla bu halk Abidin Kasapoğlu'nu kovsa bile giden değildir, olmayacaktır.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Kimse bunlara inanmayacaktır.
Abidin Kasapoğlu Bey, yıllardır bu kentte hizmet etmiş biri, işi tadında bırakmak erdemliktir. Bu kent halkına daha fazla at, eşek, bufalo etini yedirtmeden emekli olup çekilsin evine. Böylesi onun için daha hayırlı olur kanısındayım.
Bu kızları kim isyana teşvik ediyor?
Ikinci kez oldu Kız Yetiştirme Yurdunda barınan kız çocuklarının isyana kalkışması.
Ha isyan dedim de, bu isyanı Dersim, Sason veya Diyarbakır isyanı sanmasın kimse. Bu isyan psikolojik bir isyan olsa gerek. Yönlendirilmiş, teşvik edilmiş, tezgâh hazırlanmış de olabilir. Bunları ihtimal dışı saymamak lazımdır.
Çocuk yaştaki kız çocukları durup dururken neden isyana kalkışıyor?
Neden caminin önüne, en kalabalık bir zamanda toplanıp miting düzenliyorlar?
Barındıkları, yiyip içtikleri, yattıkları bir mekânı, binayı neden ateşe veriyorlar?
Bu cesareti nerede buluyorlar?
Neden bu yaşta bu riski göze alabiliyorlar?
Sorular çoğaltılabilir.
Kız Yetiştirme Yurdu Müdür Yardımcısı psikoloji dersi öğretmeni bu kadar mı önemli bu kız çocukları için? Bu kadar mı seviyorlar acaba? Işin içinde bit yeniği var bana göre. Öylesi bir koku geliyor burunlara.
Kimseleri, tutunacak dalları olmayan çocuk yaşlardaki kızlar niye bir gün camilerin önünde miting yapsın, daha sonra da barındıkları yurtta isyan başlatıp yataklarını ateşe versinler?
Bunları psikolojik etki altında tutarak, bir başka amaç için çocukları bu yola salanlar olamazlar mı dersiniz? Ihtimal büyük, şüpheler ve kanatlar o yönde.
Bu konu ciddi ele alınmalı, detaylı bir inceleme ve soruşturma başlatılmalı. Yoksa ileriki zamanlarda bu işin önü alınamaz noktaya gelir. Diğer okul ve öğrencilerine de olumsuz örnek teşkil ederler. Müdür Yardımcısı ve psikoloji öğretmenini geri versinler yurda. Bakın isyan da, miting de bıçak gibi kapanıverir. Herşey eski haline döner. Isyan, miting bilmeyen bu çocuklar da eğitimlerine bakarlar.
Neden bu Müdür Vekili illa burada olsun. Kıyamete kadar bu yurtta kalması mı gerekiyor? Bir başka alanda neden görev yapmak istemiyor veya istemiyorlar? Uğruna isyanların çıkarıldığı ve mitinglerin yapıldığı bu öğretmeni, bu yurda bağlayan, koparılmaz hale getiren bağ nedir acaba? Doğrusu merak ediyoruz. Görev yaptığı diğer okullarda da böyle seviliyor muydu, oradaki öğrenciler o zaman da orada isyana kalkışmışlar mıydı? Olmamışsa oralarda, neden burada oluyor?
Öğrenciler Müdürlerini seviyorlarmış. Kim dedi bunu? Haydi oradan. Kimse, kimse için hayatını karartmaz. Kimse öğretmeni için isyana kalkışmaz, isyancı sınıfına yazılmak istemez.
Olsa olsa burada gizli bir güç, gizli bir oyun var.
Bırakın o gariban, zavallı, kimsesiz çocuklar okusunlar, hayat bulsunlar, ortama birer yararlı birey olarak yetişsinler.
Beni bu psikolojik oyunları açıklamaya mecbur etmeyin lütfen. Işin bohçasını açarsam, sazın çok tellerine dokunmuş oluruz. Akort da bozulur o zaman, ayar da. Dahası işin topuzu tamamen kaçmış olur.
Yetim, kimsesiz çocukların üzerinde oyun oynamak kimsenin hakkı değil, olamaz.