Selim Kemaloğlu
Kurtulan, verdiği soru önergesinde Türkiye’nin altına imza attığı uluslar arası sözleşmelere atıfta bulunarak yabancı ülkelerde Türk vatandaşların anadillerinde eğitim yapmaları gerektiği vurgulanırken Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde yaşayan Kürt vatandaşların ana dillerinde eğitim almadıklarına işaret ederek, sınavlarda bu bölgelerin en son sıralarda olmasının ana dilde eğitim yapmamalarının etkisi olup olmadığını sordu.
Van Milletvekili Fatma Kurtulan, Birleşmiş Milletler (BM) eğitim, bilim ve kültür örgütü (UNESCO) tarafından ilan edilen 21 Şubat uluslar arası anadil günü nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından cevaplandırılması amacıyla TBMM’ye soru önergesi verdi. Van Milletvekili Kurtulan, verdiği soru önergesinde şunlara işaret ederek; “Birleşmiş milletler eğitim, bilim ve kültür örgütü (UNESCO) tarafından 21 Şubat uluslar arası anadil günü olarak ilan edilmiştir. Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde “herkes anadiliyle eğitim-öğretim yapma, sanat ve bilim alanında üretme hakkına sahiptir” ibaresi bulunmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’nin, onaylamış olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi en temel belgeler uyarınca anadil hakkını tanıması ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Dil ile zihinsel gelişim arasında sıkı bir paralellik olduğu uzmanların görüşleri çerçevesinde ifade edilmektedir. Okula başladığında, anadili dışında farklı bir dile dayalı eğitim çocuğun gelişimini alt-üst ederek bocalamasına, çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip kendinden kaçmasına neden olur. Dolayısıyla başarısızlık kaçınılmazdır. Eğitimdeki sorunlar, bazı gerçeklerle yüzleşmeyi gerektirecek kadar köklü ve yapısaldır. Kısmi ödenek artırımları, basit yasal düzenlemeler ve günübirlik politikalar derinlikli olan sorunu gözden kaçırmaya hizmet eder. Yani bölgenin eğitim başarısının önündeki problemler, birçok ilde yaşanan eğitim problemleri ile benzeşse de sorunlara yaklaşım biçimi farklı olmalıdır. Her şeyden önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, sağlıklı olmayan eğitim anlayışı, yeterli kaynak ayrılmaması, bölgenin diğer problemlerine yaklaşıldığı gibi eğitim alanındaki köklü sorunlara da günlük politikalarla yaklaşılması eğitimin kalitesini giderek düşürmektedir. Aynı şekilde anadilde eğitim yasağı, ÖSS ve benzer sınavlarda Kürt öğrencilerin çoğunlukta olduğu illeri alt sıralarda bırakmaktadır. Yine araştırmalar göstermiştir ki anadili Kürtçe olan öğrencilerin, en başarısız oldukları dersler sözel dersler olurken, sayısal derslerde bu yönlü zorlanma daha az yaşanmaktadır. Sözel puan türü başarısının son sıralarda olmasının, sonradan öğrenilmiş bir dilin sınavda kullanılmasının etkisinin olduğu göz ardı edilmemelidir. Doğuştan itibaren öğrenilen ve sınava kadar ki bütün öğretim aşamalarında kullanılacak anadilin, sınavlarda kullanılması durumunda özellikle sözel puan türlerinde yaşanan sıkıntıyı azaltacağı-gidereceği pedagojik bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Anadilde eğitim yasağı, eğitimde fırsat eşitliğine açık bir karşıtlık oluşturmaktadır. Bu eşitsizliğin giderilmesi için eğitim yasağının önündeki engellerin kaldırılması ve bu temelde gerekli olan düzenlemelerin sistemli bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.
Van Milletvekili Fatma Kurtulan, TBMM’ye sunmuş olduğu önerge de anadilde eğitim yasağının fırsat eşitliğine aykırı olduğunu dile getirerek şu soruları sordu; “Anadilde eğitim yasağının, çocukların zekâ gelişimi, derslerdeki ve sınavlardaki başarısı, anlama yeteneği, iletişim kurma yeteneği, zihinsel dünyaları üzerinde yarattığı olumsuz etkilere ilişkin bir araştırma yapmayı düşünüyor musunuz? Sınavlarda, Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan ve anadilleri Kürtçe olan öğrencilerin son sıralarda yer almasında anadil yasağının bir etkisi var mıdır? Araştırmalarda ortaya çıktığı üzere, sonradan öğrenilmiş bir dilin sınavda kullanılmasının öğrencilerin başarısında olumsuz etki yaptığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu olumsuz unsuru ortadan kaldırmayı sağlayacak bir projeniz var mı? Anadili farklı olan çocuklar okuma-yazmayı anadili Türkçe olan öğrencilere oranla geç öğrenmekte, bu durum sözel derslerdeki başarılarında da benzer olmaktadır. Bu durum eğitimde fırsat eşitliği ilkesine açıkça ters bir durum oluşturmaktadır. Bu eşitsizliği gidermek için nasıl düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz? İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi anadilde eğitimin önemini önemle vurgulamakta ve çokça atıfta bulunmasına rağmen ülkemizin ilgili maddelere çekince koymasının sebebi nedir? Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkçe eğitim almaları gerekliliği uluslar arası sözleşmelere atıfta bulunarak savunulmakta ve aksi durum asimilasyon olarak görülmekte iken ülkemizde yaşayan ve sayıları milyonları bulan Kürt vatandaşlarımızın ve diğer etnik unsurların anadilde eğitim görmesinin önündeki engeller nelerdir? Anadil eğitiminin üzerindeki yasağın kaldırılması, özel ve kamu okullarında anadilde eğitim yasağını kaldırmaya yönelik olarak Bakanlığınız bünyesinde bir çalışma yürütülmekte midir?”