Adem TAYAN
Basın açıklamasını okuyan Kardelen Kadın Derneği Başkanı Gülşen Dalaz Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ı “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan etmesinin ardından, her yıl kutlama yapıldığını ifade ederek, aradan geçen bunca yıla rağmen kadının yine de aşağılanmakta ve birçok haktan mahrum bırakıldığını vurguladı.
Bir günle anılmaları bile kadınların mağduriyetinin ortaya koyduğunu belirten Gülşen Dalaz, “Savaş olur, asıl müsebbibi olmayan kadınlar mağdur olur. Soykırım olur daha çok kadınlar mağdur edilir. Göç olur onlar perişan olur. Kavga olur onlar çeker sıkıntıyı. Aynı zamanda kadınlarla ilgili istatistikler hem ülkemizde hem de dünyada iç karartıcıdır.” Dedi.
Yapılan istatistiklere göre Türkiye’de her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığını hatırlatan Dalaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ne geriliktir, ne cehalettir ki insanın insana zulmünü reva gördüren. Aynı zamanda kadınlar en çok cahil bıraktırılan kesimi oluştururlar. Hem babaları hem de anneleri, yani kadınları ve erkekleri eğitmedikçe hiçbir olumlu işte mesafe alamayız. İnsan eğitildikçe hayvandan uzaklaşır. Annelerini veya anne adaylarını cahil bırakan bir toplumda özgürlük, demokrasi insan hakları duyarlılığı olur mu? İnsanın değeri olur mu? Ama kadının mağduriyeti, bir cinsiyet çatışmasına sürüklememelidir. Kadının mağdur olması sadece kadınların sorunu da değildir. Feminizmin sürüklediği çatışma ortamı kadını mağduriyetten kurtarmıyor. Bu nedenle sorunu bir insan sorunu olarak görmek zorundayız ve bütün mağduriyetleri beraber çözmeliyiz. Buna rağmen hala giyiminden dolayı eğitim öğretim hakkından mahrum olan binlerce kadın bulunmaktadır.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın 2009 yılında yaptığı araştırmanın sonuçları da kadınların ülkemizdeki içler acısı durumunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39’dur. "Hayatının herhangi bir döneminde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı yüzde 43.9'dur. Sadece cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 15.3'tür. Kentte fiziksel şiddet oranı yüzde 38 iken, kırda yüzde 43’tür. Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı yüzde 25'tir. En az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınlardan eğitimi olmayanların oranı yüzde 55.7, lise ve üzeri düzeyde eğitim alanların oranı ise yüzde 27'dir. Bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilir ifadesine katılan kadınların oranı yüzde 14.2'dir. Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı yüzde 48.5'tir. Aslında aile içi şiddet, rakamlara yansıyanlardan çok daha yüksek olduğu bilenmektedir.. Araştırmalara göre şiddete maruz kalan kadının herhangi bir merciye başvuruda bulunmamasının nedeni, ekonomik bakımdan güçsüz olması, bir işte çalışmaması dolayısıyla cesareti olmaması veya iddiasının ciddiye alınmayacağı korkusunu taşıması ya da saldırganın cezalandırılmayacağı ve şiddetin tekrarlanacağı endişesidir.
Allah’ın insana bahşettiği en güçlü duygu olan annelik duygusuna yani evrenin en güçlü iç dürtüsü olan annelik iç dürtüsüne sahip olan kadınlar maalesef dünyanın her köşesinde dezavantajlı durumdadırlar. Oysa cenneti bile anne olan kadınların ayaklarının altına seren bir metaforla dinimiz kadının saygınlığına sürekli vurgu yapmıştır.
Kadınlarımızın bu dezavantajlı durumdan kurtulmaları için ivedilikle, kız çocuklarının eğitiminin ciddi bir devlet politikası haline getirilmesi; çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık; inançlarından dolayı kadınların horlanmaması ve dışlanmaması, kadınların cinsel bir obje olarak algılanmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Ülkemizde de bir taraftan kız çocuklarımızın okuması için çalışmalar yapılırken diğer taraftan inançlarından dolayı kızlarımızın üniversite kapılarında içeriye sokulmamaları kabul edilemez bir durum oluşturmaktadır.
Dünya kadınlar gününde, ülkemizde ve dünyada kadına ve/veya insana yönelik şiddetin yok olmasını temenni ediyoruz. Türkiye’de ve dünyada annelerin, en tahrip edici şiddet olan evlat acısıyla ağlamadığı günler diliyoruz”