• ANKET
Anayasa değişiklik paketine dair referandumda oyunuz nedir?
  • GAZATE MANŞETLERİ
 
  • Sınır Kapısı başka zamana kaldı
  • Hükümetin bir bakanı geliyor gibi değildi Pazar günkü Kapıköy sınır kapısının dondurucu sahası.
  • 09 Mart 2010  |  11:35
    •  
    • Yazı Boyutu:
  • Hükümetin bir bakanı geliyor gibi değildi Pazar günkü Kapıköy sınır kapısının dondurucu sahası. Büyük beklentinin, büyük ve uzun umutların noktalanacağı, gerçek olacağı bir bayram havası idi sanki.

     

    Van’da heyecan vardı, bu heyecanla başladı Kapıköy Vadisine yolculuğumuz. Özalp’te umutlar, Saray ve Kapıköy vadisinde sımsıcak umut, beklenti ve gerçekleşmesi arzu edilen uzun yılların rüyası.

     

    Kapıköy Sınır Kapısı sahası ve üşütücü esintilerin olduğu sınır vadisi şimdiye değin hiç bu kadar kalabalık insanı bir arada görmemiş, ağırlamamıştı galiba.

     

    Duyan gelmişti. Duymayanlara haber tez elden salınmıştı. “Devlet Bakanı geliyor, Kapıyı açmaya geliyor. Türkiye-İran arasında uzun yıllardır konuşulan, hayal edilen rüya bugün son bulacak” denilmişti.

     

    Çevre köylerden, Van’dan, Özalp-Saray’dan büyük bir kitle vardı orada. Erkeği, kadını bile yürümüştü gümrük sahasına. Genci, yaşlısı, tüccarı, köylüsü, işçisi, işsizi de…

    BDP’liler bile yollara dizilmiş, bakan Hayatı Yazıcı’yı ve konvoyunu Özalp girişinde karşılamışlardı. “Bizim için, Kapıyı açmak için gelmiş ise, karşılamak, hoş geldiniz demek görev oldu bize” demiş, öyle gelmişlerdi.

     

    Van, Erçek, Özalp, Saray, Kapıköy Sınır Kapısı noktaları bir bir geçildi. Gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve kafilesi Gümrük sahasına girince ve konuşmasını yapınca umutlar soğumaya, esintili havaya karışarak uçtu gitti. Vatandaş yine elleri ceplerinde, hayallerini yüreklerinde saklayarak bir başka zamana diyerek geldikleri yoksul yuvarlına döndüler.

     

    Bakan Yazıcı, programda olmadığı halde, ani bir değişiklik ve ısrarlar üzerine buraya geldiği hemen anlaşıldı kolaycacık. Kpıköy Sınır Kapısı, gümrüğü, yapılması istenen, yapılması gerekli olan, yapılmış ve eksik kalmış her konudan bihaber idi. Veya eksik bilgi sahibi idi.

     

    Zira orada tek bir İranlı veya İran yetkilisi yoktu.

     

    Tek bir hazırlık, yapılacak ibare, iz, faaliyet de yoktu.

     

    Bakan’ın konuşması de adeta bunu doğrular mahiyetinde idi.

     

    Ankara’ya gidince konuyu inceleyecekmiş, araştırıp soruşturacakmış. Burayı zamanla iyileştirip Kapıkule kapısı gibi önemli bir doğu kapısı yapacaklarmış. Komşularla sıfır sorunlu yaşamak için çaba gösteriyorlarmış. Sınır ülkelerle gümrükler için temaslarda imişler. Kapı açılacak, bölge kalkınacakmış.

     

    O koca hayaller, beklentiler mış-miş’lerle geçti gitti her zamanki gibi.

     

    Kimse bir şey anlamadı.

     

    Sahada herkes bir birine sormaya başladı; “Ne oldu? Bakan niye geldi, ne dedi, sonuç demeden gitti. Yok, yok, o buradan görünüp Amerika’ya mesaj ve gözdağını verdi. Ermeni tasarısına yönelik İran ile yapabilinecek ticaret uyarısını verdi. Bu da eskileri gibi bir hava oldu. Bu da boş çıktı. Tek umut Vali Münir Karaloğlu’na kaldı. Yaparsa o yapar. Gerisi boş, gerisi siyaset”

     

    Böyle fısıldadı sahadaki yüzlerce halk. Umutlar tekrar Vali Münir Karaloğlu’na yöneldi. Oraya odaklandı. Kimsenin umudu kalmadı doğrusu. Herkes bir kırık hayal ile evlerine dönüverdi.

     

    Bana göre her ne kadar Türkiye bu kapının açılmasını istiyorsa da, İran işi geçiştiriyor, bugün-yarınlara sallamaya devam ediyor. İranlının işi budur zaten eskiden beri. Tatlı konuşur, güzel laf eder ama bildiğini okur.

     

    Orada bulunan birkaç İranlı ile tel örgüden konuştum.

     

    “Ya ne kapısı, ne transit yolu? Biz buraya gelinceye kadar çamur deryasından geçiyoruz. Geçilmez yollarımız var yapılmamış halde. Bu işi olacak gibi beklemeyin. İran tarafı hala hazır değildir, erken hazır hale gelmesi de yok. İşi çok ağırdan alıyorlar bizim hükümet” diye konuştular, işin olmayacaklarını söylediler.

     

    Haklıydılar İranlılar.

     

    Ortada tavuk yok, fok yoktu. Sessizliğe terk dilmiş bir gümrük kapısı ve sahası vardı orta yerde. Galiba bizim siyasetçiler kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar. Belki de rüyada darı görüyorlardır.

     

    Bir bakan da gelip Kapıköy Gümrüğünden geçti.

  • Bu Haber 542 kez okundu.
 
  •  
  •  
  •  
 
herşey kendileri bildiği gibi
02.05.2010 15:06:44
arkadaşım burası türkiye herşeyi bildikleri gibi çizmeye çalışıyorlar onları sadece amacı milletin hayalarını yıkmak ve hayalk kırıklığına uğratmak herkes siyaset peşinde zaten kimsede destek vermiyor doğunun gelişmesini neden istiyeceklerki kapının açılmasını isteselerde bile siyasi olarak isterler yoksa yalan ancak türkiye demokrasisi bu kadar olur ?
karanlık
HAYAL
11.03.2010 12:46:35
HAYAL ÇUNKU YILLARDAN BERİDİR HABIRE AÇACAĞİZ DENİLİYOR BENDE DİYORUMKİ ACABA BUNA UYDURULACAK KAPIMI BULAMIYORLAR UMUDUMUZ KAPIYI BULMALARIDIR
ŞAHYETTİN CEY
tamamen katılıyorum
10.03.2010 00:46:09
Bu kapı hikayesi bitmedi gitti. açıldı açılacak ama nesiller büyüdü, geçti gitti. Hala kapı yok, ticaret yok. gelen siyesetçi konuşuyor, açıyorum diyor. Bir görebilsek bari şu kapının açılışını. Açıl kapı açıl. Anladım ki Tükmenoğlu bu kapının anahtarını yanlış yaptırmış da açamıyor bir türlü. İşimiz beklemek, sabır etmek. Görelim mevlam ne eyler, ne eylerse hayır eyler.
silemi beyaz
İsabetli
10.03.2010 00:36:41
Aziz beyin yazısı ve tespitleri çok isabetli. Orada ben de hayal kırıklığına uğrayarak geri döndüm. Milletvekillerine kalırsa işimiz yüzyıllara uzar gider. Tek umud Valimiz. Belki onun çabalarıyla kapı açılır. Syın Bakan'ın burada verdiği sözleri izlemek, sık sık htırlatmak ve işin icraatını istemek gerekiyorki bunu da milletvekillerimiz yapamazlar.İşimiz Allah'a ve Valiye kalmış veselam.....
Süleyman Kuşan