• ANKET
Anayasa değişiklik paketine dair referandumda oyunuz nedir?
  • GAZATE MANŞETLERİ
 
  • Benim kavgam kiminle?
  • Benim kavgam kiminle soruma bakmayın siz.
  • 29 Temmuz 2010  |  12:44
    •  
    • Yazı Boyutu:
  • Aziz AYKAÇ yazdı...

     

    Benim kavgam kiminle soruma bakmayın siz.

     

    Hiç kimse, hiçbir kesimle asla kavgam olmadı, olmayacak. Benim kavgam dürüstlük, doğruluk kavgasıdır. Memlekette hizmetler daha yararlı olsun, yönetenler, devletten maaş alıp vatandaşa görev yapanlar hakkıyla çalışsınlar diyedir kavgam.

     

    Ve benim kavgam bıçakla, silahla, sopa veya başka darp araçlarıyla değildir asla. Kavgam sadece medeni ve yasaların verdiği yetki çerçevesinde eleştiri noktasında, kalemle yazdığım satırlarla, mısralarladır.

     

    Birilerinin yanlışını yazıyorum, aracım o gece bir baştan bir başa kadar bıçakla çiziliyor, zedelendiriliyor.

     

    Birinin rantını, soygununu, hırsızlığını seslendiriyorum, kirada kaldığım bina sahibine dadanıyorlar, “bunu ya kiradan çıkar, ya binayı başına yıkarız” diyorlar.

     

    Birinin haddini aştığını ifade ediyorum, beni bin bir makama şikâyet ediyor. Beni vatan, devlet haini, kendisini pırıl pırıl vatansever, milletsever olarak deklere ediyor.

     

    Gazete dağıtımını yapan aracıma müdahale, hür irademe kelepçe, yaşantıma kısıtlama, telefonlarıma tehditler savurganlığı, abone olmama, reklâm vermeme tembihatları vs. vs. yapılıyor.

     

    AK Partiyi ve mensubunu eleştirince bir başka kayalar yuvarlatılıyor üzerinize. BDP’ye daha sert ve türlü ihtarlar, uygulamalar oluyor. CHP ve bağlısından ha keza başka hava, başka oyunlar sergileniyor. Galiba bu süreçte tehdit yemediğim ve sert fırçaları almadığım MHP oldu. Galiba eleştiri müsamahası onlarda daha çok gelişmiştir.

     

    Müteahhitler kızıyor, binbir laf ediyor. Rantçısı kendisini puro sabunu kabul ediyor. Berisi tek kafa düşüncesini istiyor. Birileri karaya beyaz diyor, herkesin de öyle görmesini emir ediyor veya böyle arzuluyor.

     

    Emniyeti öyle, askeriyesi öyle, bürokratı öyle, memuru, tüccarı öyle…

     

    Ya biz ne yapalım şimdi? Nasıl gazetecilik yapalım? Eleştirilere müsamaha yoksa şayet o zaman kapatın şu medya iş kolunu, herkes rahat etsin.

     

    Bakınız şu ülkedeki manzaraya?

     

    Ülkede karanlık güçler tarafından yangın çıkarılmış, ülkenin değişik yerlerinde kardeş kardeşe düşürülmüş, Türkler Kürtlerin evini, ocağını, işyerlerini, hatta hatta çoluk çocuğunu yakıyor. Hastaneye götürülen hastaya, yaralıya izin verilmiyor, biz kalkmış boş işlerle, kişisel çıkarlarla konuşuyor ve tartışıyoruz.

     

    Bakınız Ulusal, hem de sol diye geçinen Türk Solu dergisi neredeyse ülkeyi Kürt-Türk arasında paylaşmaya çalışmıştır. Türklere çağrıda bulunarak Kürtlerin yok edilmesini istiyor.

     

    İnegöl’de, Hatay-Dörtyol’da, Erzurum’da Kürt halkı linç ediliyor günlerdir.

     

    Şimdi kanaat önderleri, STÖ’ler, siyasi partiler, yazar-çizerler, aydınlar dik durmalı, yaşanan bu acı gerçeği haykırmalıdırlar.

     

    Ülke yangına verilmiş cayır cayır yanarken askeri komutanlar hala İran hududunda yol yapıyor, bu vesile ile Kürt halkının tarlasını, çayırını ekilmeyecek şekle sokuyor.

     

    Ülke yanarken, tutuklama kararı çıkmış, aranan ve adreste bulunmadı denilen komutanlar, generaller çeşitli törenlerde yer alıyor, hazır bulunuyor, güvenlik kuvvetleri de bunları alamıyor ve götürüp ilgili adli makamlara teslim edemiyorlar.

     

    İşte yangının esas çıkış noktası bu olsa gerek.

     

    Ergenekon deniliyor, Generaller deniliyor, çete mete deniliyor herkes bir başka güçle yasaları finiş miniş edip aşabiliyor. Sade vatandaş da kodeslerde çürütülüyor. Kürt garibanlarının evleri, iş yerleri ateşe veriliyor. Ülkenin ağaları, kaymak takımı yarının çıkarını tartışıyorlar.

     

    Şimdi gel de ülkede birlik, beraberlik, kardeşlik ve huzuru sağla.

     

    Gel de Kürt-Türk barışını iste.

     

    Yahu ülke ateşe verilmiş, her yerde Kürt-Türk savaşı başlamış, nerde Kürt varsa linç ediliyor, siz koltuk, evet-hayır davasında oluyorsunuz.

     

    Bu yangın yerinde evet çıksa ne yazar, hayır çıksa ne yazar.

     

    Ülke yanıyorsa, yangın her tarafı sarmışsa, hepimiz birden yanacağız. Kürdü de Türkü de birlikte cayır cayır yanacak.

     

    O zaman ne Kılıçdaroğlu’nun hayırından hayır olur, ne AK Partinin evet’inden evet olur. Ülke gider, savaş başlar, tüm siyasi parti pehlivanları da cayır cayır yanarlar birer böcek gibi.

     

    Bakınız ben kimle kavga ediyorum derken, ülkede başlayan yangından etkilenmeye başladım. Bu yangın her tarafı sarmış alev alev yanıyoruz,  birileyle kişisel kavgamın bir anlamı olmayacak. VEDAŞ 30-40 lira için her ay gazetemizin elektriğini kesiyor ve yayınımızı engellemeye kalkışıyorsa, bunların ülke için samimiyeti olamaz.

     

    Bunların koltuk ve menfaat sevdaları vardır, onlar ülkede yangını görmüyordur. İkram Kali devletin memuru olarak Ergenekon ağzıyla kışkırtıcı açıklamalar yapıyor ve kimse de buna bir şey diyemiyor.

     

    Hayır herkes işini, menfaatini, rütbe ve makamını bir yana bırakacak, bugünden itibaren ülkede yakılan yangını söndürmeye çaba gösterecek. Bunun için ülkenin yöneticilerine, bu makam sahiplerine mesaj verecekler. Bunların çözüm için, çare için masalarına yumruk indirecek.

     

    Benim kavgam budur. Konuşuyor, yazıyorsak bundandır. Bakınız İktidarın bakanlığını yapmış, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik bu yangından kaçmak için, gelip yazlığa, sahildeki villaya saklanıyor.

     

    Çıkıp vatandaşının, seçmeninin arasına giremiyor, konuşamıyor, kapalı alanda çember içerisinde plakı baştan veriyor ve sonra sahile yönleniyor.

     

    Yangın yayılıyorsa size, bize, herkese yaklaşacak ve hepimizi paçasından, yakasına kadar yakacaktır.

  • Bu Haber 434 kez okundu.
 
  •  
  •  
  •  
 
Cesur kavga
29.07.2010 21:38:52
Kavganız mert ve cesurca bir kavga. Sizi canı gönülden kutluyorum. Taraf tutmaksizin gerçekleri haykırıyorsunuz. Allah yardımcınız olsun Aziz Abiii...
Muhittin Canan