• ANKET
Anayasa değişiklik paketine dair referandumda oyunuz nedir?
  • GAZATE MANŞETLERİ
 
  • Saldırmayın Abuzerlere!! Yeter…
  • Daha önceki dönemlerde Manisa, İzmir, Aydın, Trabzon, Muğla, Adapazarı, Samsun, Tokat, Antalya, Adana, Mersin, Nizip, Giresun, Ankara ve daha burada hepsini yazamayacağım...
  • 29 Temmuz 2010  |  16:04
    •  
    • Yazı Boyutu:
  • Zozan ÖZGÖKÇE yazdı...

     

    Daha önceki dönemlerde Manisa, İzmir, Aydın, Trabzon, Muğla, Adapazarı, Samsun, Tokat, Antalya, Adana, Mersin, Nizip, Giresun, Ankara ve daha burada hepsini yazamayacağım ama bu ülkenin genelde batısındaki bir çok il ve ilçenin sokağında, üniversitesinde, yurtlarında, mahallelerinde meydana gelen faşist saldırıları da düşünerek bu birkaç gündür basından en ince detayına kadar öğrendiğimiz Erzurum, İnegöl, Tire, Hatay’da olan olayları esefle izlerken aklıma ‘Vatandaş Abuzer’ geldi.   

     

    Yücel Sarpdere’nin ‘Vatandaş Abuzer’ adlı kitabını aranızda okuyanlar veya kitabın namını duyan mutlaka vardır. Kitap ilk 1992’de yayımlandı ancak Ben 2003- 2005 yıllarında Prestij gazetesinin kültür sanat sayfası için kitapçılardan aldığım veriler sonucu hazırladığım çok satan kitaplar listesinde olduğunu hatırlıyorum. Yani sürekli olarak okunan ve tavsiye edilen ironik ama bir o kadar da gerçekçi bir roman olup ‘okumadan geçmeyiniz’ denebilecek ve bence en önemlisi kitap okuma alışkanlığını pekiştiren eserlerden biri benim için.

     

    Kitabın kahramanı Abuzer’in başına gelmeyen kalmıyor. Abuzer İstanbul’a iş bulmak için gidiyor ancak daha gittiği gün yolda bir çevirme ile karakol görüyor. Karakoldan çıktıktan sonra bir sabah yine bir örgütün önemli adamı sanılarak nezarethanelerde ve karakollarda geziyor, sorgulanıyor, işkence görüyor. Onca işkence görüyor ve tabii ki ağzından tek bir laf alamıyorlar.

     

    Derken nezarete ağzından belki laf alır diye bir polis yolluyorlar. Polis yaşantıları ve şartları Abuzer belki bir şeyler söyler diye kötülüyor. Ancak Abuzer polisi tersleyerek, ‘böyle konuşmamalısın’ diyor ve ekliyor.

     

     ‘’Onlar sadece görevlerini yapıyorlar ve görevlerini en iyi biçimde yerine getirmek için çalışıyorlar. Bu yüzden onlara kızmamalısın, tam aksine memnun olmalısın. Düşün ki; yarın ülkeler arasında bir savaş çıksa, sen de savaşırken düşman kuvvetlerinin eline esir düşsen, sana ne yapacaklarını sanıyorsun? Tabii ki şimdi burada yapılanların aynısını. Orada sana ülkenle ilgili sırları soracaklardır. Sen bu gibi durumlara şimdiden hazırlıklı olduğundan, memleketinin sırlarını vermeyeceksin. İşte böyle bir olaya karşı seni hazırladıkları için,  buradakilere karşı çok şey borçlusun. Bu uygulamadan geçtiğimiz için bizler çok şanslıyız. Eminim ki bunların ellerinde daha geniş imkânlar olabilse bütün vatandaşlar üzerinde bu tip uygulamalar yapacaklardır, ama ellerindeki olanak ancak bu kadar ve bu da ancak bizim gibi şanslı insanlara nasip oluyor.’’

     

    Tabii polis oldukça şaşırıyor. Abuzer’in çok iyi eğitimli olduğunu ve bu yüzden tek bir kelime bile çözülmediğini söylüyor diğer polislere. Tabi kitabın devamı daha önce belirttiğim gibi Abuzer’in karakteri ve söylemleri ile oldukça ironik.

     

    Abuzer’in o kitapta anlatılanla trenle geri geldiği yere yollanmasından tutun da cezaevi ve diğer başından geçenlerin  (anlatmayayım da okuyun) dışında en çok bugünü gören yukarıdaki konuşma metni bana bu yazıyı yazdırdı. Abuzer diyor ki; ’Onlar sadece görevlerini yapıyorlar ve görevlerini en iyi biçimde yerini getirmek için çalışıyorlar.’ Evet şu günlerde olan olaylar onların hala işlerini ‘layığı ile’ yaptıklarının göstergesi. Onlar Cumhuriyetin kuruluşunda onlara verilen görevleri en iyi biçimde yerine getirmeye çalışıyorlar.

     

    Abuzer diyor ki; ‘’Eminim ki bunların ellerinde daha geniş imkânlar olabilse bütün vatandaşlar üzerinde bu tip uygulamalar yapacaklardır, ama ellerindeki olanak ancak bu kadar ve bu da ancak bizim gibi şanslı insanlara nasip oluyor.’’ Evet, bu ülkenin her yerinde yaşadığımız bu linç kültürü en iyimser bir tespit ile taa 80’lerden günümüze elde edilen ‘imkânlar’ sonucudur. Herkesi cezaevine atıp bu uygulamalardan geçirecek değillerdi ya. Yıllarca ayrımcılığı, nefreti yok sayan veya olanı da bitirmeye yönelik politikalar ve uygulamalar ile egemenlerin içine soktular.

     

    Neyse ki; ‘biz’ Kürtler Kürtler dışında doğu’da yaşayanları baş tacı yaparız. Evlerimizde konuk ettiğimizde eli boş yollamayız yola, en başköşeye oturturuz ve en iyi şekilde ağırlarız,  hürmet ederiz, dükkânlarımıza giren herkese alış veriş etmeseler bile çay ikramında bulunmadan edemeyiz. Biz lafını özellikle tırnak içine aldım bu biz-siz anlamında olmayıp kendimi de içine aldığımı belirtmek içindir.

     

    Tabii bu Kürtler faşist davranmaz demek değildir. Davranan da çıkar elbette. Çıkanı da aynı derecede kınamasını da biliriz.  

     

    Ne diyeyim… Müslümanların çoğunlukta olduğu bu ülkede bu aziz günlerde hepimizin başına gelen bu olaylar hayra alamet değil.   En azından Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde tersi faşist saldırılar yok diye şükür eder vaziyetteyim.

     

    ACABA!!!

     

    Van Belediyesi 5 bin yıllık höyüğe asfalt dökerken Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü külliyen uyuyor muydu yoksa tatilde miydi? Van Kalesi’nin girişindeki bilet kesme yerindeki iş yerine giden müdürlük personeli uyur gezer mi ? Müdürlük neden asfalt döküldükten SONRA harekete geçti? Yoksa asfalt gece yarısı mı döküldü?

     

     

     

  • Bu Haber 166 kez okundu.
 
  •  
  •  
  •  
 
VATANPERVER
31.07.2010 07:35:23
Yazınızı pür dikkat okudum.Peki bu linç girişimine katılan insanlar kimler bunlar üzerinde biraz kafa yoralım.Bunlar bu ülkeye sonradan gelen bu ülkenin sıkıntılarını çekmeyen zorluklarını görmeyen bu ülkenin tarihini bilmeyen ve bu ülkede askerlik görevini dahi yapmamış kendilerini kabul ettirmeye çalışan devşirme insanlardır.Bunlar devletın bütün imkanlarını en iyi kullanan elit insanlar onlara kamu kurumlarında iş ,bedava ev verilen devşirme insanlardır.
ABUZER
TEBRİKLER
29.07.2010 18:52:00
Yazılarınızı takip ediyorum başarılar diliyorum..
VANLI01