İki yıl aradan sonra tekrar “www. Şehrivanhaber. Com” ve “Şehrivan Gazetesi” okurlarıyla buluşmak çok güzel bir haz oldu benim için.
Aziz Aykaç, Ergin Sarı, Özgür Kaya olur da Cemre Kepçekulak olmaz mı? Olmalı, bu karede ben de yer almalıyım dedim ve döndüm aranıza.
Kambersiz düğün olmuyorsa şayet, Cemre Kepçekulaksız Şehrivan Gazetesi de olmazmış. Öyle dediler Şehrivan yönetim kadrosu ve çalışanları.
Umarız ki, memleket meselelerinde kaynayan çorbada benim de tuzum, biberim olacaktır.
Siyasetçiler seçimlerde daima “Herşey Van için” derler, bunu tekrarlarlar. Ben de, “Herşey dürüstlük, ilkelik ve ahlaklılık” diyor ve ilkyazıma başlıyorum.
Biz bizeyiz.
Hepimiz biriz, beraberiz.
Memleket gemisine binmiş gidiyoruz bir bilinmeyene. Bu geminin adeta birer yolcusu veya mürettebatıyız. Geminin batışı hepimizin birlikte batışı, yok oluşu demektir.
Bu anlamda memleketimize, yaşadığımız şehre, bölgeye, ülkeye ve de burada birlikte yaşadığımız insan toplumuna yine birlikte mesul olacağız, birlikte bunun yararlı olmasına çalışacağız.
Herkes kendi alanında birşeyler yapmalı.
Hedef kalkınmak, gelişmek, huzur-refah ve güzellik ise eğer, herkes kendi çapında, kendince buna çalışmalı ve bunun için elini taşın altına koymalıdır.
Burada işin önemli yanı biz gazetecilere kalıyordur hiç şüphesiz.
Şunu da belirtmek istiyorum burada;
Bir toplumun çoğunluğu tarafından kabullenmiş bir isme ‘Sayın’ demenin suç sayıldığı,
İktidar olmuş siyasi partilerin taraftar sınıfından hırsızlık, soygun, vurgun, rüşvet, talan, adam kayırma, iş-ihale kapma, onun bunun veya devletin hakkını yeme gibi birçok suçların, suçtan çıkarıldığı,
Bu kişilerin de imtiyazlı sınıfa kabul edildiği, korunduğu, dokunulmadığı,
PKK, DTP’nin siyasi örgütünün ve Kürt toplumunun gölgesine sığınarak, bunların adını kullanarak Kürt halkına zarar verecek şekilde bazı haltların işlendiği, bu kişilerin kol gezdiği,
Veya milliyetçi, vatansever maskesini kullanarak Vatan-Millet-Sakarya çığırtkanlığını bilmem hangi çıkarı uğruna çığıranların gezindiği,
Bu memleketin köyünde, kentinde, mezrası, yolu, her hanesinde hala günahsızların vurulduğu, yok edildiği,
Bir zamanlar 2 pırpırlı “Başefendiler” denilen uzman çavuşların, daha sonra da paşa ve generallerin, Jitemin, kontgerilanın, özel harekâtçıların şu veya bu kiralıkların, bu güzelim memleket toprağının her karışına mazlum halkın kanına boyandığı,
Trafik memurlarının beş, on milyon liralık rüşvete hala “çorba parası” adını koyarak kibarca vatandaşı soyduğu, bunu meşru hale getirdiği,
Annelerini boyayarak tekrar tekrar babalarına satanların sayısının çok olduğu,
Kimin kiminin külahını başına geçirdiği, kimin haram kimin helal beslendiği belli olmadığı bu bölgede gazetecilik yapmak çok zor olduğunu bizim kadar sizlerde tahmin ve takdir edersiniz sanırım.
Ama tüm bunlara rağmen ben sizlerle olumsuzlukların üzerine gideceğiz. Topluma ve memlekete zarar verecek her güçle, her imtiyaz sahibi ile haklı ve yasal mücadelemizi sürdüreceğiz.
Umarım ki zarar değil yararımız olacak.
Umarım ki kavga değil, barışımız olacak.
Herkesi kucaklayan, seven, sayan ve saygı gösterenlerden olacağız.
Gözlerimiz teleskop, kulaklarımız radar, sesimiz şimşek gibi olacak. Gördüğümüzü, duyduğumuzu, idrak ettiğimizi, yanlış bildiğimizi sizlerle birlikte buraya dökeceğiz ve sizlerle paylaşacağız.
Hergün olmasa da haftanın birkaç günü sizlerle birlikte olmak dileğiyle sorunsuz ve savaşsız, soygunsuz yarınlara diyorum.