Bayramın ikinci günü İl Kültür sarayında AK Parti İl Teşkilatı tarafından düzenlenen bayramlaşma töreninde katılımcı olarak bulundum.
Açıkçası şeffaf bir zemin ve içten bir bayramlaşmadan söz etmek pek mümkün değil.
Çünkü kafalar karışıktı.
Yüzler gergin ve puslu.
Yapmacık gülücükler ve anlamsız tebessümlerden öte gitmeyen anlamsız ve biraz da zoraki nezaket kucaklaşmalarının gölgesinde kaldı bayram.
Samimi değildi yani, bütünlükten uzak ve oldukça mesafeli.
Uzun zamandır halk arasında aleni bir biçimde konuşulan ve taraf olanları ama en çokta Ak Partiyi neredeyse kilitleyen aynı zamanda da yıpratan kamplaşma ve sessiz savaşın izlerini böylesi geçiştirme çözümlerle kapatmaya çalışmak imkânsız artık.
Yani bayramlaşma merasimleri ile araya örülen kalın duvarları yıkmaya ya da aşmaya çalışmak akıntıya karşı kürek çekmekten ibaret şimdi.
Çünkü Ak Parti bu kentte sadece yerel bir seçimi değil aynı zamanda ruhunu yitirmiş durumda.
Sayın Başbakan “biz birlikte güçlüyüz” diyor ya, bu kentin Ak Partisin de “birlik” diye nitelendirilebilecek bir ruh yok.
İçsel çatışmalar ve amatörce sergilenen ama profesyonelce işlediğine inanılan enteresan bir savaş var.
Kuralsız, seviyesiz, amaçsız ve vicdani dürtülerden soyutlanmış trajik bir savaş.
Bir tarafta kaybedilen yerel seçimlerin faturasını Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu devrederek ödeyen ve kendisine karşı başlatılan yıpratma politikalarına rağmen sükûnet içerisin de süreci izleyerek yol haritasını çizen bugünün AK Parti Genel Başkan yardımcısı Sayın Hüseyin ÇELİK var.
Diğer tarafta bakana rağmen kentte teşkilat içi seçimleri kazanarak zafer ilan eden ama bu zaferin verdiği sarhoşluğu üzerlerinden bir türlü atamayan ve kendi cephelerinden, kendi mevzilerini top atışına tutan bir İl teşkilatı var.
Ve elbette ki bu soğuk savaşın üçüncü ve en güçlü cephesini oluşturan, aynı zamanda hükümeti temsile en yetkili kesim olan bürokratik bir güç var.
Görünen o ki, Ak Partinin önümüzdeki seçimler için kentteki yol haritası bu.
Zira her geçen gün biraz daha derinleşen bu kamplaşmayı ortadan kaldırmaya yönelik bir gayret içerisinde olan tek bir kişi bile yok.
Yerel seçimler de yaşanan hezimetten bir pay çıkardık diyenlerin, o günkü söylemleri ve bugünkü duruşları arasında ki şu tezatta bakın hele.
Bu tablo ile ülkenin hiçbir yerinde seçim kazanılamayacağını görmek için kehanette bulunmaya gerek yok.
Her şey gün kadar berrak ve gün gibi apaçık ortada!
Kendi içerisinde barışık olamamış, birlik ve beraberlik ruhunu oturtamamış ve bu gerçeği sindirememiş bir siyasi oluşum başarıyı kucaklayamaz.
Kendi bakanını, kendi vekilini, kendinden olanı gerekçesi ne olursa olsun sahiplenememiş bir irade, halkı sahiplenecek iradeyi de ortaya koyamaz.
Şu bakana yakın, bu vekile yakın diyerek, her türlü iftirayı ve karalamayı mubah kabul eden ve bu tezgâhlarla kendi atadığı bürokratların kalemini, yine bürokratlar aracılığıyla kırmaya çalışan bir irade, saydam bir zemin de güven tesis etme başarısı da sağlayamaz.
Yanılıyorsam düzeltin.
Yanılmıyorsam, bir şeyleri düzeltmek için kendinizi düzeltmekle başlayın işe.