Kimileri hizmetleriyle, kimisi de servetiyle kentin ekâbirliğine soyunur, adeta o kenti sahiplenmeye çalışır. İleriye dönük bazı hesaplar içerisinde olur.
Oysa mal, mülk, servet bazen her kapıyı açmıyor, açamıyor. Halkın sevgi, saygısı da bununla kazanmak mümkün değildir.
Servetini kalıcı ve değer yitirmez kürk sananlar var toplumumuzda. Sadece kendisine ve dar çevresine yararı olabilen kimi insanımız, güç asasının kendisinde olduğuna inanmış halde, horozun bulunmadığı kümeste, rakipsiz şekilde diklenip duruyorlar.
Hiçbir zaman doğduğu, nefes aldığı, servet kazandığı, ana-ata toprağını düşünmeden, gelecekteki hesapları için başka diyar ve cemiyetlere yaranmaya çalışan bu tip insanları kimse tercih etmiyor, kimse olumlu anmıyor sanırım.
Yine bunlar; kendi kentinin, memleketinin reklâmından, yararından ziyade, gelecekte olası ihtimallerde gölgesine sığınacak kimi cemaat ve cemiyetlerin reklâm ve yararına taraf emek sarfediyorlar, servet harcıyorlar. Bunu yaparken de bu kentin sevdalısı, seveni gibi tavır takınmayı da ihmal etmiyorlar hiç kuşkusuz.
Kimileri için bir korunma alanı haline gelmiş dernek ismini alanlar, o alanlarda kendi inançları ve yararları doğrultusunda atını koştururlar. Ve o sahaların tek süvarisini belerler kendilerini.
Ata-baba servet konarı, genç ve uyanık hemşerimizin biri de şu aralar böyle bir hesap içerisinde ve böyle bir sahada atını rakipsiz olarak koşturmak sevdasındadır. Dar çevre de olsa şimdilik as süvaridir buranın.
Ancak, hesabını da küçük yapıyor galiba. Zira bunca geniş bir hemşeri ve halk kitlesini görmüyordur sanırım. Bu yanılgı ile memleketine de, içinde, birlikte yaşadığı camiaya da pek aldırdığı yok gibi görünüyor.
Kapandıkları dernekle ülkeleri, kimi illeri gezerek reklâm yapan hemşerimiz, Denizli’ye ve son olarak da Antalya’ya çıkarma yapmış. Reklâmında yüzlerce Vanlı iş adamı deniliyor. Oysa beraberindekilerin tamamı aynı zümre ve aynı düşüncenin elemanlarıdır. Van’ı ve Van ekonomisinden ziyade gelecekte medet umdukları cemaatin reklâm elementliğine soyunmuşlardır açıkça.
Geçtiğimiz yıllarda da aynı grup ve genç süvari hemşerimizin çevresindeki aynı grup, çokça reklâm işlerine girmişlerdi. Sanırım bunca çalışmaları halk arasında kayda değer bir kabul görmedi hiçbir zaman.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen, ödeneği sağlanan “Gönül Köprüsü Projesi” çerçevesinde ilimize gelen ve ilimizden başka illere giden tüm öğrenci gruplarının ilk çıkış ve ilk varış noktaları, aynı cemaate bağlı okullar oldu.
Sanki bu etkinlikleri, bu projeleri cemaatin bu okulları yapıyor, giderleri karşılıyor gibi göstermeye çabaladılar. Bunların tümünde bizim genç hemşerimizin imzası ve zekâ ürünü oldu.
Gelecekte sözkonusu cemaatin gölgesinde kendisine mekân hazırlamayı tasarlayan bu genç iş adamımız, Van için ne yaptı bugüne kadar acaba?
Doğup büyüdüğü, servet edindiği bu kentte bir istihdam yarattı mı, bir yararlı yatırıma yöneldi mi? Gören yok, bilen yok.
Yaptığı tek şey bir aracın bayiliğidir.
Fabrikadan aldığı araçları getiriyor, Van halkına satıyor, komisyonunu aldıktan sonra burada aldığı, topladığı tüm paraları fabrikatörlere havale ediyor. Yani Van piyasasındaki sıcak parayı emerek yok ediyor. Anlaşılan o ki, emisyon onun en iyi başardığı bir iş ve görevdir.
Bu genç iş adamı hemşerimiz başka illerle, ülkelere giderek “Yardım edeceğim kimse yok mu?” diyormuş.
Oralardan önce kendi kentinde bu soruyu sormuş olsa daha hayırlı olmaz mı, daha çok hayır ve dualar almaz mı?
Van’da aynı soruyu sorarsa, binlerce çaresiz hemşerisi insan çıkacak karşısına. Komşusu aç ve çaresiz iken, başka yerlerde açları doyurmanın bir tadı tuzu olamaz.