• ANKET
Anayasa değişiklik paketine dair referandumda oyunuz nedir?
  • GAZATE MANŞETLERİ
 
  •  
     
    muhittin çelebi
     
  • ÇİNGENELER
  • Çingenelerde ünlü bir atasözü var; “Evde oturan ölür” 

     

    Bu çingenelerin hayatını özetler.

     

    Çingeneler, çocukluklarında hiç günlük tutmazlar. Dünyanın her yerinde onlara rastlayabilirsiniz. Sanırsınız dünyanın en kalabalık milleti.

     

    Buna rağmen onların belli bir toprağı, bir bayrakları, tek bir dinleri yoktur. Bütün dünyada ortak özellikler gösteren, çingeneler.

     

    Kendi aralarında anlaştıkları bir diller var. Köklü ve zengin bir kültüre sahipler.

     

    Çingeneler, yaşadıkları ülkelerde hâkim uluslarca ön yargılarla karşılanır. Yaşadıkları kentlerin varoşlarına veya daha da dışında sulak bölgelere kamp kurar ve her an göçe hazırdırlar. Bohçaları, denkleri her zaman hazırdır.

     

    İstanbul Sulukule’de,   dans eder, sizi eğlendirir, şarkı söyler ama asla sizinle yatmazlar.

     

    Lakin orası da tarih oldu, çingenelerin hep yok olan tarihleri gibi. İstanbul’un bütün çöpünü ayıklar, ailelerine katkıda bulunurlar.

     

    Ama asla sokaklarda dolaşan genç kızlara kendilerinden olmayan, gacolar yanaşamaz.

     

    Eğlence, düğün ve şenliklerin, ayrılmaz bir parçasıdırlar. Kâh bohçacı, kâh falcı, bazen de çiçekçi olarak hep aramızdalar.

     

    Kapalı devre yaşamları, Göçebe ruhları ile çingeneler, ürkek, sıcak, iklim arayan göçebe kuşlara benzerler.

     

    Bir şey istemedikleri ve bizler gibi bir yaşama talip olmadıkları sürece, adları “Roman”, adları, esmer vatandaştır. Kızdığımızda hemen “Pis çingene” oluverirler. Öteki yüzümüz belirir. İçimizde yenemediğimiz şoven, bencil, sadece kendine benzeyenlere demokrasi isteyen ruhlarımız ayağa kalkar.

     

    Manisa Selenli’den süreriz Gördes’e. Gördes’in tapu sahipleri yürüyüş yaparlar, istemezük diye. Manisa’daki olaylar Bu çağda kabul edilemez bir utançtır,

     

    MHP’li bir belediye başkanın dan da bu beklenirdi.

     

    Bilindiği gibi ikinci dünya savaşında, Yahudilerden başka Çingenelerde katliamlardan ve sürgünlerden paylarına düşeni aldılar.

     

    Hatta çingeneler Nazi kamplarında biyolojik deneylerde kullanıldılar.

     

    Dünya’yı dolaşmakla cezalandırılmış, bu kavruk tenli halk Yüzyıllardır bizdeki Koçerler gibi

    Artık yavaş, yavaş yerleşik düzene geçiyor.

     

    Toprağa bağlandıkları ölçüde kentli oluyorlar, istemeye, istemeye.

     

    Hemen olmasa da bazı bölgelerde 1-2 nesil sonra topluma entegre oluyorlar.

     

    Bu başkalaşımdan sonra artık onlar Çingene değil, İstanbullu, Ankaralı, Adanalı, Vanlıdırlar. Ya kapı komşumuz ya dükkân komşumuzdurlar, kız alıp verdiğimiz bizden biridirler.

     

    Artık onlar beyzadedirler.

     

    Keşke ülkemizin bu güzel rengini soldurmasak.

     

    Benim bir fantazm vardı onu sizinle de paylaşmak istiyorum.

     

    Bir gün tam teşekküllü bir karavanım olacak. Yeşil gözlü esmer bir sevgilim, kurt köpeğimiz ve gitarımız. Bir Çingene veya karavan kafilesi olabilir.

     

    Diğer adlarıyla Bohemyalılardan oluşan bir kafile ile dünyayı dolaşsak; Atina’dan, Sicilya’ya, İspanyadan bütün Akdeniz’in koylarında Klepatra’nın ve büyük İskender’in izini sürsek.

    Akdeniz akşamlarında kampta ateşler yükselse,  dolunayda, şarabın ve gitarların kutsadığı akşamlarda, Rodrigoy’la, Rembetikoy’la kendimizden geçsek.

     

    Ertesi sabah yeni bir yaşama ve yüreğimizin bizi götürmek istediği yere doğru.

     

    Sizce bende de bir Çingenelik yok mu?

     

    Beni seven arkamdan gelsin.

     

  • ...    
  • Yazarın Önceki Yazıları
  •  
  •  
  •  
 
dostlara özlem
20.01.2010 20:44:03
Ben varım, seni de çeribaşı yaparız))
faruk keskin