Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl bu dönemde aynı temcit pilavı masaya gelir.
Türklerin Ermenilere yaptığı ile sürülen sözde soykırımın Amerikan meclislerinde kabul edilmesi için Ermeniler yoğun biçimde çalışır, biz de tasarının kabul edilmemesi için kıçımızı patlatırız.
Amerika, Türkiye’nin en büyük müttefiki gibi görünse de, tercih yaparken bizden önce Yunan’ı, Rum’u, Ermeni’yi gözetir.
Çünkü bunlar Türkiye’nin yumuşak karnıdır. Bu figürleri de hafif canlı tutmalıdır ki, Türkiye’ye karşı elinde koz olsun.
Oysa biz, yeter artık desek. O olay, bugünkü Türkiye Cumhuriyetinden önceki dönemde olmuştur ve ne olduğu, nasıl olduğu bizi ilgilendirmiyor desek. Ne yani, bizim atalarımız zamanında İstanbul’u Bizans’tan aldılar, Viyana kapılarına dayandılar, şimdi bunların hesabı sorulsa yine mi savunma yapacağız?
Amerika önce kendine baksın.
Kızılderililerin kökünü biz mi kazıdık?
Afrikalı zencileri köle olarak biz mi kullandık?
Irak’ta binlerce sivilin ölümünden biz mi sorumluyuz?
Irak’ta masum insanların ölümü yetmiyormuş gibi, masum çocuklar dünyaya sakat olarak gözlerini açıyor. Bunun nedeni de başta Amerika olmak üzere, işgal güçleridir.
Amerikan'ın Irak işgalinde en büyük katliamlardan birine sahne olan Felluce kentinde, işgal güçleri bugüne kadar kimyasal silah kullanmadıklarını iddia etse de önceki gün dünya medyasına yansıyan görüntüler savaş suçunu bir bir gözler önüne seriyor.
Yapılan araştırmalar ortaya koydu ki Felluce'de her yıl normalin üç katı kadar "sakat" çocuk dünyaya geliyor. Üstelik söz konusu sakatlıklar, kimyasal saldırıya maruz kalmış insanlarda ortaya çıkabilecek rahatsızlıklarla birebir örtüşüyor. Çoğunlukla bebekler, kalp rahatsızlıklarıyla, fazla el ve ayak parmaklarıyla, bir uzuvları eksik olarak veya felçi şekilde doğabiliyorlar. Irak'ta uzun bir süredir yapılan araştırmanın sonucu, kentteki sadece bir hastanede, başta kalp rahatsızlığı olmak üzere günde en az 3 anormal doğumun gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
Bu da orta büyüklükteki bir kentte yılda 1000 doğum kusuru görülmesi anlamına geliyor.
ABD ordusu yetkilileri ise bölgede doğum kusurlarında artış olduğuna ilişkin herhangi resmi rapordan haberdar olmadıklarını iddia edip, patlamamış mühimmatın tehlike oluşturduğunu belirtirken, bölge halkı asıl sorunun ABD güçlerinin çatışmalar sırasında kullandığı silahlardan kaynaklandığını düşünüyor.
ABD ordusu, 2005 yılına kadar Felluce'de kimyasal silah kullanmadığını iddia ediyordu. Ancak katliamda yer alan bir Amerikan askerinin aynı yıl bir İtalyan televizyonunda bildiklerini anlatması iddiaların doğru olduğunu kanıtlamıştı.
Jeff Englehart adlı asker şu ifadeleri kullanmıştı: “Kimyasal mermileri şehrin tam üzerinde patlatıyorduk. Alev topları kentteki tüm Iraklıları kemiklerine kadar yakıyordu. Sokaklar Iraklı kadın ve çocukların cesetleriyle doluydu. Elbiselerine bir şey olmamıştı. Ama vücutları kemiklerine kadar erimişti. Saddam'dan farkımız olmadığını anlamıştım.”
Felluce’de kimyasal silah kullandığı iddia edilen Amerika, 1945’te Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atom bombalarını atarak binlerce insanı birkaç saniye içinde yakmadı mı? Hiroşima ve Nagasaki’de yıllarca çocuklar sakat doğmadı mı?
Amerika’nın Vietnam’da kullandığı Napalm bombasıyla yanan kız çocuğunun fotoğrafı Pulitzer ödülü almadı mı? Amerika, Ermeni soykırımını onaylama gayretlerini bıraksın, kendine baksın.
Kendi vicdanında, Allah indinde mahkûm olmuş bir ülkenin, bir başka ülke için adalet peşinde koşması hiç inandırıcı değil.
Bu nedenle Türk ulusunun Amerika’da olup bitenlere fazla kafayı takmamasında fayda var. Bize düşen görev, Türkiye’ye düşmanlık yapmanın bedelini ödetmek olmalıdır.