Vatandaş AK Parti’den umudunu kesti mi?
Hiçbir siyasi parti, AK Parti’nin Van İl veya Merkez İlçe teşkilatı kadar yurttaşla, kentin güncel sorunlarıyla ilgisiz değildir, olmamıştır galiba.
AK Parti teşkilatlarında sindirme var sanki.
AK Parti Milletvekillerinde çalışma aşkı, arzusu, çabası yok sanki. Zoraki bir yürütüm, isteksiz bir görev takibi seziliyor tümünde.
Ne zaman yerel seçimler kaybedildi, ne zaman Vesim Yaviç gitti, ne zaman Hekim Karabıyık istifaya sevk edildi, işte o zaman AK Parti işlevsiz hale geldi. Burada suskunluk ortamı var oldu. Burada güvensizlik yaşamaya başladı.
Partinin ilk yıllarında sorunu olan yurttaş o kapıya koşuyor, burada çözüm arıyor ve o teşkilat görevlilerinden, milletvekillerinden umar bekliyordu.
Şimdi herşey değişti.
Vatandaş artık o kapıya, o milletvekillerine koşmuyor. Kosanlar ise bir türlü umutsuzca gitmiş oluyorlar. Sorunlarına yanıt veya tedavi bulamayacaklarını biliyor ve öyle inanarak gidiyorlar.
Şen değil artık AK Parti teşkilat hanesi. Kapısı bir başka umutsuz açılıp kapanıyor. Teşkilat görevlileri çaresizlik içerisindeler. Milletvekilleri vatandaştan uzak durmayı yeğliyor gibi. Onlara görünmemek, yakalanmamak için kapalı alanları tercihi peşindeler.
Memlekete gelen hizmetlerin sayısı geçmiş yıllara oranla çok düşük rakamlarda. Bunların çoğu da Hükümetin veya Valiliğin çabaları sonucu oluşanlardır.
Sanki bu ilde iktidar partisinin teşkilatı, temsilcileri yok gibi bir durağanlık yaşanıyor. Sanki bu ilde AK Parti değil, BDP iktidar. Vatandaş AK Partiden çok, BDP kapısını umar halinde görüyor. Buna inanıyor.
Uzun sürede o canlılık Hekim Karabıyık’la vardı, öyle esti, öyle yürüdü. Karabıyık gidince çok şey değişti hakikaten. Şatonun kapıları kapandı, yurttaşların umudu tükendi, vekillerin isteksizliği netleşti.
Kurumlar laçkalaştı şimdilerde. İhaleler başka havaya büründü. Kentin yönetimi her açıdan bir cemaate teslim edilmiş vaziyette. Yapılanlar onların arzuları doğrultusunda, onların menfaati ve büyümeleri babında. Reklâm onların, baş oyuncuklar da, senaryo da onların.
İddia ediyorum; Bu kenti artık hükümet değil, bir cemaatin unsurları yapıyor, onlar işin başındalar.
İş yapmak isteyen, sıkıntısı, talebi olan her yurttaşın önünde iki kapı duruyor bu kentte. Biri cemaat kapısı, diğeri malum Seyda’nın Bab-ı Âlisi.
Bu iki kapıya ulaşabilen, kabul edilebilen kişi arzusuna anında kavuşuyor, anında işi görülüyor, gördürülüyor. Fakat bu kapıya varıp da kabul edilmemek, ters yüz edilmek de var hiç kuşkusuz.
Bakınız ülkede anaysa değişikliği var, bunun için kopan-yürüyen gürültüler var. Seçim sesleri duyuluyor yakın mesafede. Partiler silkiniş içerisinde. Hazırlıklar, çabalar var her parti içerisinde ve çevresinde.
Fakat AKP Van teşkilatının böyle bir telaşı, kuşkusu, gereksinmesi yok sanki. Hareketlilik şöyle dursun, bu aralar yüzlerce teşkilat adamı gelecek genel seçimlerde nasıl milletvekili adayı olabilirim antrenmanını yapmakla meşgul. İcazet alabilecek kapıların önlerinde aranıp zaman tüketiyorlar.
Günlerdir hala Merkez İlçe Başkanı atanmadı.
İktidar partisi hala başkansız gidiyor. Vatandaşı dinleyecek, hizmetlere bakacak bir başkan ve teşkilat yok ortalıklarda. Kimse konuşmuyor, konuşmak istemiyor bu konuda. Hiç kimse o iki Bab-ı Ali kapısından beddua veya fırça almak istemiyor.
Bahar da yok bu kentte, kış da yok.
Herşey aldatıcı bir mevsim havasında.
Konuşan yok, yakınan yok, sıkıntı çok, fısıltı çok…