Haziran ayı Van için çok hareketli ve neşeli başlamıştı.
Nerdeyse her hafta bir ilçede festival veya şenlik vardı.
Van'ın tanıtımı ve dışa açılımı açısından önemliydi. Yerli yabancı konuklar, bazı ülkelerin büyük elçileri eşleriyle gelmişlerdi.
Ayın ortasında tam sıra Müküs Feqiye Teyran festivaline sıra gelmişti. Kürt kültürü açısından önemli bir etkinlikti.
Van ve Müküs bir yıldan beri hazırlık yapıyordu.
Van denizinde Offshore yarışları yapılıyordu. Bize birkaç beden büyük gelen bir spor, ama olsun seyretmesi ve Van’da yapılması hoştu.
Pazar gecesi bütün ülkenin olduğu gibi bizimde ağzımızın tadı kaçtı, canımız sıkıldı, umutlarımız dibe vurdu, herşey şor oldu. Konserler, gösteriler, kültürel etkinliler iptal oldu.
Feqiye Teyran kuşlarla konuştu, onların dilini çözdü hayvanları bile anladı.
Peki, bizler neden birbirimizi anlayamıyoruz, neden konuşamıyoruz, neden barışamıyoruz?
Yok, saymanın, görmemezlikten gelmenin, aşağılamanın, küçümsemenin faturasının ağır olduğunu herkes öğrendi.
Bu pahalı deneyleri tekrar etmenin artık bir anlamı var mı sizce?
Politikacılarımız hâlâ bu olaya insani değil, siyasi çıkar açısından bakıyorlar.
Demokratik açılıma büyük bir cesaretle başlayan AKP daha sonra esen milliyetçi rüzgâra esir düşmüştür.
KCK operasyonu ve yurt dışından gelenleri tutuklatarak, süreci zehirlemiştir. Kendini ayağından vurmuştur.
AKP hem kendine olan güveni sarsmış, hem devletin güvenini sarsmıştır. Tekrar önereceğiniz eve dönüşlere kim inanacak, dağdaki binlerce insanı nasıl indireceksiniz? Yoksa sizde hepsini öldürerek çözme noktasına mı geldiniz?
Devlet Bahçeli, Olağanüstü hal istemiş.
Bu ülkenin parti liderlerine bakar mısınız? Bu adamlar değil sorun çözmek, varlıkları bu ülke için sorun zaten.
Olağanüstü hal ne demek bilir misiniz Sayın Bahçeli?
17. 000 faili meçhul, 3.900 köyün boşaltılması veya yakılması, Yüksekova, susurluk çeteleri gibi daha birçok çetenin cirit atması. OHAL mahkemeleri, yasaların rafa kalktığı ve her türlü kanunsuzluğun kol gezdiği, cehennemin bu dünyada yaşatıldığı zamanlardır.
Sayın Bahçeli herhangi bir çözüm öneriniz yoksa bari susun.
Bu ülkenin en önemli sorununun, Kürt sorunu olduğunu politikacılarımız yadsımayacak.
Kendi evini temizlemeden, komşularının evini dizayn etmeye çalışan sayın başbakanımızı birileri uyarmalı bence.
Ülkemizin ve halkımızın öncelikleri bu kadar can yakarken demokratik açılım, büyük bir kesimi mutlu edebilecek yeni anayasa çalışmalarını, her türlü siyası çıkar gailesinden bağımsız gündemden düşürmemeli.
AKP ve BDP biribirine gol atmak ve oy çalmak uğruna bu toprağın insanlarının geleceğini çalmasınlar.
Bu meseleyi sadece bir terör belası olarak yorumlarsanız, getireceğiniz palyatif çözümlerde sadece ülkeye zaman ve enerji kaybından başka birşey değildir.
Savaş her halükarda çözüm değil. Kazananı olmayan bu kirli oyunu sonlandırın.
Tek çözümün parlamento.
Tek yolun demokrasi olduğunu bilmeyen kaldı mı?
Her şey daha fazla şor olmadan lütfen. (Şor=Çok tuzlu, bozuk bir tat)