• ANKET
Anayasa değişiklik paketine dair referandumda oyunuz nedir?
  • GAZATE MANŞETLERİ
 
  •  aziz'name
     
    aziz aykaç
     
    azizaykac@hotmail.com
  • Ayaklanın, ayaklanma zamanı…
  • Aman art niyetliler bu yazı başlığımı görmesinler, sonra varır beni devlet, vatan haini ilan ederler.

     

    Evet, artık kimse geri durmasın, herkes ayaklansın, herkes ayağa kalksın, tam da zamanı.

     

    Barıştan yana, kardeşlikten yana, birlik, beraberlik ve ortak özgürlük-demokrasiden yana ayaklanalım. Yaka paşamızı sarmış bu yangını söndürmekten yana ayaklanalım.

     

    Ülkemizi bölmek, Kürt-Türk vatandaşları arsında sıcak çatışma, sıcak savaş başlatma provokasyonları artık açıkça iş başındalar. Artık bunun provalarını yapıyorlar.

     

    Bakınız İnegöl’e, bakınız Dörtyol’a, bakınız Erzurum, Hakkari, Yüksekova, Çukurca’lara. Daha nice kentler, kasabalar.

     

    Mahkeme hâkimleri tutuklama kararını veriyor, görüldükleri yerde yakalanıp hapse atılması gereken komutanlar, generaller, subaylar ortalıkta geziniyorlar. Bırakın gezinmeyi aranan adreste bulunmadı deniliyor ama kendileri devletin İçişleri Bakanı ile birlikte resmi törenlere katılıyor ve bu cüreti, bu yüzsüzlüğü, bu saygısızlığı yapabiliyor.

     

    Katılıyor da ne oluyor?

     

    Onu arayan devlet güvenlik güçleri, içişleri bakanı çıtını çıkaramıyor, yakalayıp götürmüyor.

     

    Kürt-Türk vatandaşları kışkırtılıyor, cin çarpmış gibi çarşı sokak savaş alkanına dönüyor, Kürt vatandaşlarını evleri, araçları, işyerleri yakılıyor, kendileri linç ediliyor ama kimseden çıt yok.

     

    Dört gündür bu ateş sarmış Dörtyolu, yakıyor İnegöl’ü, sıçramış Erzurum’a, Çukurca’ya şuraya buraya.

     

    Siyasetçiler tehlikenin farkında değiller, olmak istemiyorlar. Hala bu ateş-alev içerisinde koltuk savaşını veriyorlar.

     

    Türkiye’nin akilleri, kanaat önderleri, yazar-çizerleri, bir eli yağda bir eli balda Sivil Toplum Örgüt ağaları, sendikacı boynu kalınları, Vakıf ve Dernek patronları tehlikeyi sezmiyor, sezmek istemiyorlar galiba.

     

    Gazeteciler yine sırça köşklerde, yine kadehleriyle patronların emrinde ve masa başında başka havaları yazıp çiziyorlar.

     

    Ülkenin gemisi tutuşmuş, alev alev yanıyor, yangın yerine dönmüş halde. Bunlar görmüyor, söndürmekten yana kıllarını kıpırdatmıyorlar.

     

    Orgu generalleri tutuklanmamak için köşe bucak kaçıyor veya hastalanıp hastanelere, raporcu doktorlara sığınıyorlar.

     

    Genel Kurmay hala iyi çocuklar plağını tekrarlamakla meşgul.

     

    Ülkenin ekonomisinin bel kemiğini oluşturan Odalar, Birlikler, tüccar ve esnafları oralıklı değil asla.

     

    Siyasetçiler, parti liderleri bu tehlikenin farkında değil, büyük bir aymazlık içerisindeler. Varsa, yoksa “EVET-HAYIR” referandumunun peşlindeler.

     

    Şu anda ülkenin değişik köşelerinde sahneye konulmuş provokasyonların bazı hazin sahneleri facialara yol açacak seviyede yürüyor, yürütülüyor.

     

    Ülkede yangın çıkmış, yangın var, artık hepimiz bunu görmeli ve anlamalıyız.

     

    Bu alevler, bu yangınlar hepimizin içinde bulunduğu gemiyi tutuşmuş yakıyor. Bu yangın devam ederse, gemi tamamen yanacak ve batacaktır.

     

    Gemide Kürt de, Türk de, Solcusu, Sağcısı, MHP’lisi de yanacak. Herkes sulara batacak ve zarar görecektir.

     

    Durmanın, başını kuma gömmenin zamanı değildir. Bilakis herkes, ama herkes ayaklanmalı, bu yangına sağduyulu yaklaşmalı ve söndürmeye çaba göstermelidir.

     

    Sivil İnisiyatifler, aküler, kanaat önderleri, medya patronları, yazar-çizer, aydınlar takımı, süslü tabelalı STV ve meslek odaları, siyasiler, bürokratlar herkes ama herkes ayağa kalkmalı, bu yangına ve yangını çıkarmaya öncülük edenlere engel çıkmalılar.

     

    Herkes şapkasını çıkarsın, önüne koysun. Bunun zamanıdır sanırım. Geç kalınması facialar getirir bu ülkeye ve topluma.

     

    Provokasyonların bir iki dalgası daha devam ederse sanırım önü alınamaz hal oluşur. Yıkımlar zorlu ve genelden olur. Bu kıvılcımlar sarar ülkeyi bir baştan bir diğer başına kadar.

     

    Kadınıyla, erkeğiyle, genci yaşlısıyla yangını söndürmeye koşmak lazım. Bu yangına rüzgâr veren ve benzin dökenleri tanımak, durdurmak herkesin görevi ve hakkıdır.

     

    Bu ülkede yaşayan her birey bunda mesuldür.

     

    Herkes alevlenmiş bu yangınına su taşımalı, bu fedakârlığa katlanmalıdır.

     

    Başlığı sağduyudan yana, provokasyonların istediği bu kardeş kavgasında uyanık olmaktan yana “herkes ayaklanmalı, ayaklanma zamanı” dedim. Yoksa başka olumsuz anlamda kullanmadım kesinlikle.

     

    Ne Türkü, ne Kürdü, ne Laz’ı, Çerkez’i, Suni’si Alevi’si bu yangından yarar görmeyecektir, aksine herkes zarar görecek, çok şey kaybedecektir.

     

    Haydi, ayaklanın, ayaklanma zamanı…

     

    Hepimiz birden, herkes omuz omuza yürüyelim sağduyulu ufkuna doğru…

  • ...    
  • Yazarın Önceki Yazıları
  •  
  •  
  •  
 
Bu Haber İçin Hiç Yorum Eklenmemiş. İlk yorumu eklemek için tıklayınız.